Albert Einstein'ın Hayatı

ALBERT EİNSTEİN(1879-1955)

Albert Einstein 14 mart 1879’da Almanya’nın Ulm kasabasında dünyaya geldi.Çocukluğunu  Münih’te geçirdi ve İlk öğrenimini burada yaptı. Eğitimine İsviçre Aarau’da devam eden Einstein lise eğitimini 1894’te burada tamamladı ve 1896’da Zürih Politeknik Enstitüsü’ne girdi. Buradan 1901 yılında mezun oldu. Öğretmen olarak iş bulamadığı için İsviçre Patent Ofisinde teknik asistan olarak göreve başladı. 1905’de doktorasını aldı.Bu dönemde Modern fizikte ortaya atılan problemler üzerine düşünmeye fırsat buldu, önce atomun yapısı ve ardından kuantum teorisi ile yakından ilgilendi. Yabancı ülkelere bir çok gezi yapmakla birlikte 1933'e kadar Berlin'de yaşadı. Almanya'da yönetime gelen Nasyonal Sosyalist (Nazi) rejimin ırkçı tutumu dolayısıyla, pek çok Musevi asıllı bilim adamı gibi o da Almanya'dan ayrıldı. Paris'te College de France'ta ders verdi; buradan Belçika'ya oradan da İngiltere'ye geçti. Son olarak Amerika Birleşik Devletleri'ne giderek Princeton Üniversitesi kampüsünde etkinlik gösteren Institute for Advanced Study'de (İleri Araştırma Enstitüsü) profesör oldu. 1940 yılında Amerikan yurttaşlığına geçti. II. dünya savaşından sonra Einstein dünya siyasetinde önemli bir kişilik olarak belirdi. İsrail'den başkanlık teklifi aldı ve reddetti 1955'de Princeton'da öldü. Albert Einstein 20. yüzyılın en önemli kuramsal fizikçisi olarak nitelenebilir hatta onun için ‘Modern fiziğin babası’ yakıştırması yapılmaktadır. Görecelik Kuramı'nı geliştirmiş, kuantum mekaniği, istatistiksel mekanik ve kozmoloji dallarına önemli katkılar sağlamıştır. Kuramsal fiziğine katkılarından ve fotoelektrik etki olayına getirdiği açıklamadan dolayı 1921 Nobel Fizik Ödülü'ne layık görülmüştür. Hayatındaki en büyük  ve eşsiz zevki müzik dinlemek olan Albert Einstein yalnız ve içine kapalı bir çocukluk geçirdi. Bu yalnızlık duygusu hayatının diğer kısımlarında sıkça kendini gösterdi. 1901 yaşında Sırp asıllı Mileva Maritsch ile evlenen Einstein’ın bu evlilikten iki çocuğu oldu. Bir süre sonra eşiyle ayrılarak kuzeni Elsa ile evlendi. Elsa’nın 1936 yılında ölümüyle beraber Einstein geri kalan tüm hayatı boyunca sürecek olan bir yalnızlık duygusuna kapıldı. Einstein bilimsel gerçeklik, felsefe, etik ve siyasete dair yazılar yazmakla beraber sosyal konular üzerine de düşünmüş ve düşüncelerini gayet yalın bir dille aktarmıştır. Zekasıyla aklın sınırlarını zorlayan bu dahi adamın düşünce yapısına örnek teşkil etmesi açısından birkaç alıntıyla bitirecek olursak: "Müzik için bir tutku olduğu gibi, anlamak için de bir tutku vardır. Bu tutku daha ziyade çocuklarda görülür, fakat yaşın ilerlemesiyle çoğunda kaybolur. Bu olmaksızın, ne matematik ne de tabiî bilimler olurdu. Bende her zaman mevcut olan bu tutku asla azalmadı." "Konfor ve mutluluk benim için asla ulaşılması gereken amaçlar olmadı. Mal sahibi olma, aldatıcı vitrin başarıları ve lüks hayat ilk gençlik döneminden bu yana bana küçümsenmeye ve hor görülmeye lâyık şeyler gibi geldi. Hatta ahlâkın bu en alt derecesini zevk düşkünü sefihlerin ideali olarak adlandırıyorum." "Hayat her zaman bir şey olmaktır, asla mevcut olmak değil."

                                                                                                                  Cihan KARA 

 

YTÜ Jeodezi ve Fotogrametri Müh.

4.Sınıf Öğrencisi

kaynak: http://www.geocities.com/psikiyatrivehayat/

Yorum Yaz